
İstanbul Planlama Ajansı tarafından gerçekleştirilen ilk ev kadınları ile ilgili araştırma, şehrin çeşitli semtlerinde yaşayan farklı sosyoekonomik gruplardan kadınların yaşamlarını mercek altına alıyor. Araştırma, İstanbul’daki ev kadınlarının sosyo-ekonomik durumlarını, gündelik yaşamlarını ve sosyal katılımlarını anlamak adına önemli veriler sunuyor. İşte bu kapsamlı araştırmadan öne çıkan bazı dikkat çekici bulgular:
Sosyo-Ekonomik Zorluklar ve Sağlık Kaygıları
Çalışmayan kadınların %87’si evli ve %70’i ihtiyaçlarını karşılamak için eşlerinden harçlık alıyor. Çoğu kadın, geçimlerini “kıt kanaat” sağladıklarını belirtiyor ve sağlık en büyük kaygı konusu olarak öne çıkıyor. Bu durum, ev kadınlarının yaşadığı ekonomik zorlukları ve sağlık endişelerini gözler önüne seriyor.
Kent İçindeki Sınırlı Hareketlilik
Araştırma, ev kadınlarının yaşadıkları semt dışına çıkmadan hayatlarını sürdürdüklerini ve İstanbul’un diğer yakasını henüz görmediklerini ortaya koyuyor. Kadınların çoğu evin çevresinden uzaklaşmadan, genellikle ailevi ihtiyaçlar için dışarı çıkıyor. Bu durum, kent içindeki hareketlilik eksikliğinin sosyo-ekonomik etkilerini yansıtıyor.
Görüşülen kadınların yalnızca %6’sı eğlence mekânlarına giderken, konsere gidenlerin oranı %5’te, sinemaya gidenlerinki %12’de kaldı. Üniversite mezunu ev kadınlarının %55’i arkadaşlarıyla dışarıda/kafede buluştuğunu ifade ederken, bu oran lise mezunlarında %41’e, lise düzeyinin altında eğitime sahip kadınlarda %18’e düşüyor. Arkadaşlarla ev gezmesi %42, akraba ziyaretleri %41, AVM’ler %40, piknikler %38 oranla tercih ediyor.

Sosyal Güvence ve Ekonomik Bağımlılık
Sosyal güvenceye erişim konusunda, kadınların %73’ü eşi üzerinden sigortalı. Boşanmış kadınlar sosyal güvence açısından daha kırılgan ve sigortalı olma oranları daha düşük. Ayrıca, 18-29 yaş arasındaki ev kadınlarının %36’sı ihtiyaçları için harçlık alırken, bu oran 60 yaş ve üzerindeki kadınlarda %16’ya düşüyor. Bu veriler, genç kadınların ekonomik bağımlılığının yaşlı kadınlara kıyasla yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak bu veri tartışmaya açık. Bu noktada, eşi vefat etmiş kadınların yararlanabildiği “dul maaşı”, vefat eden eşlerden kalan emekli maaşları ve yaşlılık aylığı gibi düzenli gelir sayılabilecek sosyal hakların 60 yaş üstü kadınların ekonomik bağımlılığını görece azalttığı anlaşılıyor.

Ev İçi Sorumlulukların Dağılımı
Ev kadınları, ev içi sorumlulukları genellikle tek başlarına üstleniyor. Çocuk bakımı ve ev işlerinde kadınların sorumluluk oranı oldukça yüksek. Kadınların %71’i çocuklara bakmakla sorumlu, eşlerinin çocuk bakımına katkısı ise %13. Çocukların dersleriyle ilgilenme oranı da kadınların, erkeklere kıyasla oldukça fazla. Sosyo-ekonomik düzey arttıkça, ev içi sorumlulukların paylaşımında değişiklikler gözlemleniyor.
Hanede bakıma muhtaç biri olduğunda, ev kadınları %66 oranla bu kişinin bakımını tek başlarına üstleniyorlar. Boşanmış kadınların ise hasta ve yaşlı bakımını daha fazla üstlendiği görülüyor. Bu durumun boşandıktan sonra kadınların geri dönmek zorunda kaldığı aile evlerinde yaşlı ebeveynlerin bulunmasından kaynaklandığı söylenebilir.

Sosyal Yaşam ve Sosyalleşme
Kadınların sosyal yaşama katılım oranları da dikkat çekici. Araştırma, kadınların %34’ünün hiç tatil yapmadığını, %48’inin tatilini memleketinde geçirdiğini ve sadece %16’sının tatil beldelerine gidebildiğini gösteriyor. Ayrıca, konser, sinema ve tiyatro gibi etkinliklere katılım oranları da düşük. Sosyal etkinlikler ve sosyalleşme, eğitim düzeyine bağlı olarak değişiklik gösteriyor; üniversite mezunu kadınlar bu tür aktivitelerde daha aktif.
Sonuç olarak, bu araştırma, İstanbul’daki ev kadınlarının yaşam kalitesini, ekonomik bağımlılıklarını ve sosyal katılım düzeylerini anlamak açısından önemli veriler sunuyor. Bu veriler, kadınların yaşam koşullarını iyileştirmek ve sosyal güvence sistemlerini güçlendirmek için yapılacak politika önerileri açısından bir temel oluşturuyor.
Kaynakça: https://ipa.istanbul/yeni-arastirma-istanbulda-ev-kadinlari/

